Sağlıklı beslenme, kötü alışkanlıklardan uzak durma, egzersiz gibi sağlıklı yaşam unsurlarının kanseri önlemede yüzde 30 etkili olduğunu söyleyen Prof. Dr. Gökhan Demir, Dr. Öz’deki kanser şüphesini değerlendirdi. Prof. Demir, Dr. Öz’ün kanser şüphesinin verdiği mesajın ne olduğunu şöyle açıkladı:

“Burada çok önemli bir mesaj var. Çünkü son yıllarda toplum olarak, sanki beslenme ve çevresel faktörleri düzenleyebilir ve değiştirebilirsek bu hastalığı ortadan kaldırabileceğimiz gibi bir yanılgı içine itildik. Yani aşırı sağlıklı beslenme, neredeyse yaşama fetişizmi gibi oldu. Halbuki biz biliyoruz ki bütün çevresel faktörler, diyet, egzersiz ve sağlıklı yaşam için yapılan bütün çevresel faktörler kanser riskini yüzde 30 oranında azaltıyor. Yani kuşkusuz azaltıyor ama hastalığın onun dışında oluş mekanizmaları da var, bunlar da genetik ve birbiri üzerine eklenen bünyesel faktörlerdir. O nedenle biz sağlıklı beslenmeyi, sağlıklı yaşamayı, egzersizi tabii ki sürekli uygulamalıyız, bu kanser riskini azaltacak ama ne kadar azaltacak? Bütün bu faktörler ortalama yüzde 30 ya da en fazla yüzde 40 kadar etkilidir.”

İstanbul Bilim Üniversitesi Onkoloji Bilim Dalı başkanı Prof. Dr. Gökhan Demir, çıkarılacak bir diğer mesajın ise tarama programlarının önemi olduğunu söyledi. Sağlıklı yaşam kurallarına özen gösterilmesi gerektiğini vurgulayan Demir, “Ancak bunun hastalık riskini yüzde 30 azalttığının bilincinde olarak erken tanı ve tarama yolunda da uyanık olmalıyız” dedi ve şöyle devam etti:

DR. ÖZ TARAMA YAPTIRMASAYDI TÜMÖR YAKALANMAYACAKTI

“Buradaki önemli bir diğer nokta da sağlıklı yaşam için gerekenleri yapıyoruz diye bir kenarda oturmamamız gerektiğidir. Çünkü kanser, erken yakalandığı zaman tam olarak şifası mümkün olan bir hastalıktır. Bunun için kanser taramalarını düzenli olarak yaptırmamız lazım. Sağlıklı beslenme ve yaşama koşullarını uyguluyor olmamıza rağmen kanser olma riski var ve yine de hastalığın erken tanısı, tedavinin başarısı açısından çok önemli, burada da devreye tarama programlarının önemi giriyor.

Dr. Mehmet Öz, “Ben sağlıklı besleniyorum, sağlıklı yaşıyorum bende tümör olmaz” diye tarama amaçlı kolonoskopi yaptırmamış olsaydı belki bu olay ortaya çıkmayacak, şüpheli tümör yakalanmış olmayacaktı. Yani sağlıklı beslenme, egzersiz ve kötü alışkanlıklardan uzak durmak gibi sağlıklı yaşam olgularını hayatımıza uygulayacağız ama bunun hastalık riskini yüzde 30 azalttığının bilincinde olarak yine erken tanı ve tarama yolunda da uyanık olacağız.”

KOLON KANSERİNDE KİMLER RİSK ALTINDA?

Kolon kanseri toplumda en sık görülen üçüncü kanser türü. Kadınlarda da erkeklerde de genellikle 50 yaş üstünde hastalık riski artıyor. O nedenle hiçbir yakınması olmasa da kadın ve erkeklerin 50 yaşından itibaren kolonoskopik tarama yaptırması öneriliyor.

HASTALIĞIN GELİŞİMİ 10 YIL SÜREBİLİR

Hastalığın uzun bir gelişim süreci olduğunu belirten Prof. Demir, “Yani bir polipten bir kansere kadar geçen süre 10 yıl olarak hesaplanıyor. O nedenle kolonoskopik taramalar hastalığın erken tanısı için çok önemli. Kolon kanserinin bir başka özelliği de erken yakalandığı takdirde tam olarak şifaya kavuşabilen bir hastalıktır. Erken yakalanırsa şifa oranı yüzde 80′in üzerindedir ama geç kalınırsa ne yazık ki şifası mümkün olmayan hastalıklar grubuna girer” diye konuştu.

BU BELİRTİLERE DİKKAT!

Kalın bağırsak kanserinde En önemli belirtinin dışkılama alışkanlığında değişiklik olduğunu belirten Prof. Dr. Gökhan Demir, uyarıcı olacak diğer ön belirtileri ise şöyle özetledi:

“Mesela sık dışkılama, parça parça dışkılama, dışkının tam boşalmaması hissi, kabızlık, ishal yani bağırsak hareketlerinde ve bağırsak alışkanlıklarında değişiklikler çok önemli belirtilerdir. Bir de kansızlıklar kolon kanserinin ön habercisi olabilir. Halsizlik, çabuk yorulma, çarpıntı ve bunun arkasından ortaya çıkan kansızlık, özellikle kırklı yaşlardan sonra ortaya çıkan anemi, gizli kan kayıpları açısından uyarıcı olmalı ve kolonoskopik tarama mutlaka yapılmalı.”


Benzer Makaleler: