Varisli damarların büyük bir bölümü genellikle iyi huyludur. Ancak çok ciddi varislerde ilgili bacakta dolaşım bozukluğuna bağlı olarak ciddi problemler oluşabiliyor. Bu problemler ; Ağrı, dolgunluk hissi, uzun süre ayakta kalamama veya yürüyememe sonucu iş gücünde azalma ve yaşam kalitesinde bozulma. Özellikle ileri yaşlarda kücük çarpmalarla olabilecek ciddi kanamalar.
Tromboflebit diye adlandırdığımız damar içinde pıhtı oluşması. Bu durum genellikle yüzeyel damarlarda oluyor, ancak derin damarlar da etkilenirse akciğer embolisi gibi ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Oluşabilecek ülserlerin yol açacağı enfeksiyon ve yaşam kalitesinde bozulma. Çok ender de olsa ülserlerin kansere dönüşme olasılığı.
TANI YÖNTEMLERİ
Tanı genellikle muayene ile konuyor. Ancak tedavi yöntemini belirlemek amacıyla Doppler inceleme yapılıyor. Doppler bir çesit ultrason ve herkese rahatça uygulanabilen, yan etkisiz, ağrısız, ilaçsız bir inceleme yöntemi. Bu incelemeyle damarların çapları, içinden geçen kanın hareketleri, damar içindeki kapakçıkların fonksiyonları ve derin damar hakkında çok değerli bilgilere ulaşılıyor.
TEDAVİ YÖNTEMLERİ
Girişimsel yöntemler Örümcek ağı ve retiküler varisler için skleroterapi ve/veya transdermal lazer tedavisi yapılıyor. Bu tedavinin ana amacı, estetik görünüm. Bu oluşumlar kişide ciddi anlamda bir sağlık problemi yaratmıyor. Transdermal lazer tedavisi genellikle kırmızı renkli, 1 mm. ve daha ince kılcal damarların tedavisi için kullanılıyor. Skleroterapi ise 1 mm.’den kalın lezyonların tedavisi amacıyla uygulanıyor. İki tedavi yöntemi birbirlerinin alternatifleri olmayıp daha çok birbirlerini tamamlayıcı tedaviler. Her iki tedavi de seanslar halinde yapılıyor. Hastanın hastanede yatması gerekmiyor.
Skleroterapi ne, nasıl yapılıyor?
Bu tedavi 80 yılı aşkın zamandır uygulanıyor. Skleroterapide çok ince iğneler aracılığıyla damar içine sklerozan madde enjeksiyonu (genellikle sodyum klorür) yapılıyor. Bu madde damar iç yüzeyinde hasar yaratarak damar duvarlarının yapışmasını sağlıyor. Yapışan damar artık içinde kan geçmediği için görünmez hale geliyor ve zaman içinde de vücut tarafından emilip yok ediliyor. Merak edilen bir konu da, bu damarları yok etmenin vücut için sakıncalı olup olmadığı. Bunlar normal insanlarda bulunmaması gereken ve bir fonksiyonu olmayan damarlar olduğundan, bunların yok edilmesi zararlı değil. Skleroterapinin her seansı genellikle 10-15 dakika sürüyor. Her seansta yok edilen damar miktarı damarların çaplarına, kullanılan ilaç miktarına ve hastanın genel durumuna göre değişiyor.
Tedaviden sonra hastaya hafif basınçlı bir çorap giydiriliyor ve hastanın 15-20 dakika yürümesi isteniyor. Bu çorabın 3 gün boyunca banyo dışında sürekli giyilmesi gerekiyor. Tedavinin hemen sonrasında enjeksiyon yerindeki damarlarda kabarıklık görülüyor. Daha sonra bu bölgede morluklar ve nadiren de kabuklanmalar oluşuyor. Seanslar genellikle 1 hafta ara ile yapılıyor. Skleroterapi ile damar oluşumlarının % 60-80’i yok ediliyor. Kılcal damarlar 3-6 haftada, daha büyük damarlar ise 3-4 ayda yok oluyor. Hastaların yüzde 10’unda tedaviye yanıt alınamıyor. Bu hastalarda işlemin tekrarlanması gerekebiliyor.
Skleroterapinin yan etkileri neler?
· Büyük damarlarda yapılan tedavide, bu damarlar uzunca bir süre sert bir oluşum olarak cilt altında hissediliyor. Bunların yok olması 5-6 ay sürebiliyor. · Kahverengi lekelenmelerden oluşan hiperpigmentasyon. Bunların geçmesi genellikle 3- 12 ay sürse de bazılarının yok olması iki yılı bulabiliyor. · Enjeksiyon bölgesinde daha önce olmayan çok ince kırmızı renkli yeniden damarlanma. Bunlar genellikle 3-12 ayda kayboluyor. Eğer kaybolmazlarsa lazer tedavisiyle yok ediliyorlar. · Çok nadiren bacakta ani şişlikle görülen derin damar pıhtılaşması. Çok nadiren enjeksiyon yerinde küçük ülser (yara) oluşumu.

Benzer Makaleler: