Türkiye’de 18 yaşın üstündekilerde hipertansiyon görülme oranı yüzde 31,8 iken, bu rakamın ABD ve Avrupa ülkelerinde yüzde 20 olduğu tespit edildi. Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çetin Erol, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, hipertansiyonun (yüksek tansiyon) kan basıncının yükselmesi olarak tanımlandığını söyledi.

Yüksek tansiyonun, yaşam biçimi, beslenme şekli ve fiziksel aktiviteyle doğrudan bağlantılı olduğunu bildiren Erol, bu nedenle ABD ve Avrupa ülkelerinde yüzde 20-25 olan görülme sıklığının Türkiye’de daha fazla çıktığını söyledi. Erol, “ABD’de obezitenin çok yüksek olmasına karşı hipertansiyon görülme sıklığının Türkiye’den düşük çıkmasının altında farkındalığın yüksek olması yatıyor. ABD ve Avrupa ülkelerinde kan basıncı değerini bilen kişi sayısı daha fazla. Bu da herhangi bir şüpheli durumda erken tanı ve tedavi imkanı sağlıyor” dedi. Sağlıklı her kişinin mutlaka kendi tansiyon değerlerini bilmesi gerektiğinin altını çizen Erol, “Büyük kan basıncının 140, küçük kan basıncının ise 90 milimetre civanın altında olması gerekir. Bunlar, sınır değerlerdir. Bunun takip edilmesi ve kan basıncını artırabilecek faktörlerin belirlenmesi gerekir. En ideali ise 120-80 değerleridir” diye konuştu.

Erol, Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneğince yapılan araştırmaya göre, Türkiye’de 18 yaşın üstündekilerde hipertansiyon görülme sıklığının yüzde 31,8 olduğunu ifade etti. Araştırma sonuçları göz önünde tutulduğunda, “18 yaşın üstündeki nüfusta her 3 kişiden birinin hipertansiyonu bulunduğunu” dile getiren Erol, hipertansiyon riskinin yaşın ilerlemesiyle arttığını söyledi. Erol, “50 yaşındakilerin yüzde 60’ında, 70 yaşındakilerin yüzde 70’inde ve 80 yaşındakilerin de yüzde 80’inde hipertansiyon bulunuyor. Yaşlanmaya paralel damar yapıları bozulduğundan hastalığın görülme olasılığı da artıyor” dedi.


Benzer Makaleler: